Sevdiklerimiz için Hastalıklara Karşı Koruma Kalkanı Oluşturacak 6 Öneri!
Kreş, park veya çocuklarımızın sıkça zaman geçirdiği diğer yerler… Her ne kadar bu alanlarda hijyen için gerekli çalışmalar yapılsa da onlarca çocuğun uzun süre bir arada olması, mikropların üremesini ve yayılmasını kaçınılmaz kılıyor. Bu da çocukların bulaşıcı hastalıklara yakalanma riskini fazlasıyla artırıyor. Üstelik; virüs, bakteri ya da parazitlerin sebep olabileceği bulaşıcı hastalıklar, yalnızca çocuklarımızın sağlığını olumsuz etkilemekle kalmayabiliyor, solunum veya temas yoluyla ailemizin diğer bireyleri için de tehdit oluşturabiliyor. Dolayısıyla çocuklarımıza mikroplardan nasıl korunması gerektiğini öğretmemiz, aslında ailece hastalıklardan korunmamızın en temel yolu.
Bir ebeveyn olarak ailenizin sağlığı için gerekli tedbirleri aldığınıza eminiz. İşte bu noktada çocuğunuz ve tüm ailenizin sağlığını koruyabilmeniz için bizim de sizlere birkaç önerimiz olacak;
1. Bağışıklık Sistemini Güçlendirmekle İşe Başlayın
Bağışıklık sistemimizi, vücudumuzun savunma kalkanı olarak tanımlayabiliriz. Bu sistem, vücudumuza sızmaya çalışan tüm mikropları tanır, ayrıştırır ve zararlı olarak algıladığı mikroorganizmalarla anında savaşmaya başlar. Ancak bu savaştan galip çıkabilmesi için yeterince güçlü olması gerekiyor. Eğer bağışıklık sistemimiz zayıfsa, vücudumuz savaşı kaybeder ve hastalıklar baş göstermeye başlar. Bağışıklığımızı güçlendirmek ise kaliteli uyku, düzenli egzersiz, dengeli ve sağlıklı beslenme gibi basit ama etkili kurallarla mümkün oluyor. Siz de çocuğunuza, küçüklüğünden itibaren bağışıklık sistemini güçlendiren bu yaşam tarzını benimsetmeye çalışmalısınız ki hastalıklarla kolayca savaşabilsin.

2. Hijyen Duyarlılığını Artırın
Biz yetişkinler yeteri kadar el hijyenimize dikkat etmeye çalışıyoruz. Peki ya çocuklar? Keşfetme dürtüsü her zaman canlı olan ufaklıklar, ilk kez gördüğü her nesneye dokunma eğilimi içindedirler. Bu da aslında hastalık yapıcı birçok mikroorganizma ile haşır neşir olmaları anlamına geliyor. Çünkü soğuk algınlığı ve grip gibi birçok hastalık, solunum yoluyla olduğu kadar temas yoluyla da kişiden kişiye geçebiliyor. İşte burada el yıkamanın önemini bir kez daha anlıyoruz. Çocuklarımızın, temas yoluyla hastalıkları kapmaması veya mikropları farklı alanlara bulaştırmaması için hijyen duyarlılığını artırmaya çalışmalıyız. Yemekten önce ve sonra, arkadaşlarıyla oyun oynadıktan veya okuldan geldikten sonra ellerini yıkaması için teşvik etmeliyiz. Hastalıklardan korunabilmesi için gün içinde ellerini olabildiğince temiz tutmasını, ellerini yıkasa dahi yüzündeki herhangi bir organa dokunmaması gerektiğini öğretmeliyiz.
3. Temizlik Tek Başına Yeterli Değil
Biz her ne kadar çocuğumuzun okul çantasını, kıyafetlerini veya ayakkabılarını temizlesek de mikroplar yalnızca temizlik ile yok olmuyor. Hatta bu temizliğin oldukça yüzeysel kaldığını, yalnızca o nesnenin üzerindeki tozu ve kiri yok ettiğini söyleyebiliriz. Eğer etkili bir hijyen sağlamak istiyorsak; hem rutin ev temizliğinin ardından hem de dışarıda kullandığımız anahtar, çanta veya ayakkabı gibi nesneleri temizledikten sonra dezenfeksiyon yapmamız şart. Zira dezenfektanlar, yüzeydeki hastalık yapıcı mikropların neredeyse tamamını etkisiz hale getiriyor. Bu sayede sağlığımızı korumamız da mümkün oluyor. Siz de çocuğunuzun dışarıda kullandığı nesneleri temizledikten sonra Lysol gibi güvenli bir ürün ile dezenfekte ederek gerçek bir hijyen sağlayabilirsiniz. Hatta çocuğunuzun okul çantasına dezenfektan sprey ekleyebilir, okul sırasını veya çantasını ara sıra dezenfekte etmesi gerektiğini öğretebilirsiniz.
4. Sosyal Mesafeye Dikkat
Hapşırmak, öksürmek hatta konuşmakla bile milyonlarca patojenin etrafa yayıldığını biliyoruz. Havada asılı kalan hastalık yapıcı bu patojenlere maruz kalmak da doğrudan hastalık için risk yaratıyor. Bu sebeple, özellikle salgın hastalıkların yaşandığı dönemlerde sosyal mesafeye dikkat etmek, kalabalık ortamlardan olabildiğince uzak durmak ve maske kullanmak, hastalıklardan korunmak adına iyi birer önlemdir. Çocuklarımıza kişisel alanın öneminden bahsetmeli ve sosyal mesafenin ne olduğunu anlatmalıyız. Bu sayede grip gibi bulaşıcı hastalıkların tümünden korunmasını sağlayabiliriz.
5. Paylaşmamak Bazen Daha İyi Bir Fikir Olabilir
Tüm ebeveynler olarak çocuklarımıza, bencil bireyler olmamaları için küçük yaşlardan itibaren paylaşmanın önemi aşılıyoruz. Salgın dönemlerinde ise gelecekte de paylaşmaya devam edebilmek için bugün önlem almamız gerektiğini çocuklarımıza anlatmamız gerekebilir. Böyle zamanlarda çocuklarımıza suluk, kalemtıraş gibi okul eşyalarının kişiye özel olduğunu ve yalnızca kendisinin kullanması gerektiğini iyi anlatmalıyız. Arkadaşlarıyla oyuncak alışverişi yaptığında veya herhangi bir temasın ardından, en kısa sürede ellerini yıkaması ve dezenfekte etmesi gerektiğini mutlaka öğretmeliyiz.
6. Mikropları Kapıda Bırakın
Tüm gün okul ve park gibi alanlarda vakit geçiren çocuğunuz veya iş yerinde birçok yüzeye temas eden eşiniz, eve döndüğünde bakteri ve virüs gibi yabancı misafirleri de ister istemez yanında getirebilir. Hastalık yapıcı etkisi olan bu misafirleri evinize girmeden kapıdan uğurlamak aslında sizin elinizde. Eşinizin evrak çantasını, anahtarını veya riskli gördüğünüz diğer nesneleri kapıda dezenfekte ederek mikroorganizmaların evinize girmesini ve ailenizin sağlığını tehdit etmesini önleyebilirsiniz.
Bu aşamada, hem sağlığınızı hem de eşyalarınızı korumak için seçeceğiniz dezenfektanın içeriği oldukça önemli. Sağlık Bakanlığı ruhsatına sahip olan Lysol Dezenfektan Sprey, içeriğinde ailenizin sağlığını tehdit edebilecek herhangi bir zararlı madde barındırmıyor. Üstelik mikropların %99,9'unu yok eden Lysol'u anahtarlık, sırt çantası, ayakkabı, kumanda, lavabo, kanepe ve kapı kolu gibi 100'den fazla alanı dezenfekte etmek için kullanabilirsiniz.
Biyositleri güvenli kullanınız. Kullanmadan önce her zaman ürün etiketini ve kullanım talimatlarını okuyunuz. Kullanmadan önce yüzeyin görünmeyin bir yerinde test ediniz. Test edildiği mikroorganizmaların tam listesi için ürün etiketine bakınız.
Haftanın Öne Çıkanları
Doğum Sonrası Adet Dönemi Hakkında Bilmeniz Gereken 5 Şey
Doğum sonrası adet dönemi hakkında tüm merak edilenler bu yazımızda.
Doğumdan Sonra Yiyebileceğiniz En İyi 7 Besin
Doğumdan sonra yumurta, yulaf, yağlı balık, mercimek, yoğurt, dolmalık biber ve kabak çekirdeği gibi besinler iyileşme, enerji ve genel beslenme açısından ihtiyaç duyulan önemli besin öğelerinin karşılanmasına yardımcı olabilir.
Emzirirken Yer Fıstığı Yemek Güvenli mi?
Emzirme döneminde yer fıstığı tüketimi çoğu anne için besleyici bir seçenek olabilir; ancak alerji öyküsü ve bebekte ortaya çıkabilecek belirtiler nedeniyle dikkatli olunmalıdır.
Gebelikte E. Coli Enfeksiyonu: Belirtileri, Riskleri ve Tedavisi
Gebelikte E. coli enfeksiyonu özellikle idrar yollarını etkileyebilir ve şiddetli olduğunda bazı gebelik komplikasyonlarıyla ilişkilendirilebilir; bu nedenle belirtiler fark edildiğinde tıbbi değerlendirme önemlidir.
Sezaryen Sonrası Hamilelik: Ne Kadar Beklemek Gerekir?
Sezaryen sonrası yeni bir gebelik planlarken annenin iyileşmesi için yeterli süre beklemek ve uygun zamanlamayı doktorla birlikte belirlemek önemlidir.
Bebeklerde Kepek: Nedenleri, Belirtileri ve Tedavisi
Bebeklerde kepek; kafa derisinde pullanma, kaşıntı ve kızarıklığa yol açabilir. Özellikle belirtiler şiddetliyse doktor değerlendirmesi gerekebilir.
Bebeklerde Paraşüt Refleksi: Ne Zaman Ortaya Çıkar ve Neden Önemlidir?
Bebeklerde paraşüt refleksi, düşme sırasında kolların öne uzatılması ve parmakların açılmasıyla ortaya çıkan, nöromotor gelişim hakkında bilgi veren istemsiz bir tepkidir.
Aylin İsminin Anlamı Nedir? Kökeni ve Karakter Analizi
Aylin, Türkçede ay ve ay ışığıyla ilişkilendirilen zarif bir kız ismidir.
Sevde İsminin Anlamı Nedir? Kökeni ve Karakter Analizi
Sevde, Arapça kökenli ve temel anlamı “siyah, kara" olan zarif bir kız ismidir.
Rümeysa İsminin Anlamı Nedir? Kökeni ve Karakter Analizi
Rümeysa, Arapça kökenli zarif bir kız ismidir.
Hülya İsminin Anlamı Nedir? Kökeni ve Karakter Analizi
Hülya, Arapça kökenli olup hayal ve düş anlamlarına gelen zarif bir kız ismidir.
Dicle İsminin Anlamı Nedir? Kökeni ve Karakter Analizi
Dicle, Anadolu'nun köklü coğrafyasıyla güçlü bağ kuran zarif bir kız ismidir.
Bebek Yürüteçleri: Riskleri, Güvenli Alternatifleri ve Bilmeniz Gerekenler
Bebek yürüteçleri yürümeyi hızlandırdığı düşünülse de düşme ve yaralanma riskleri nedeniyle önerilmemekte, bebeğin gelişimini desteklemek için daha güvenli alternatifler tercih edilmektedir.
Bebekler Ne Zaman Kendi Başına Oturmaya Başlar?
Bebekler genellikle 6 aylık civarında desteksiz oturmaya başlar ve 9 aylıkken kendi başına oturma pozisyonuna geçebilir.
Bebekler Ne Zaman Ayakta Durmaya Başlar?
Bebekler genellikle 8-12 ay arasında ayakta durmaya başlarken, her bebeğin gelişim hızı farklıdır ve bu süreçte güvenli şekilde desteklenmeleri önemlidir.
Sinem İsminin Anlamı Nedir? Kökeni ve Karakter Özellikleri
Sinem, Türkçedeki “sine” kelimesinden gelen ve temel olarak “göğsüm, bağrım” anlamını taşıyan bir kız ismidir.
Konuşma Terapistlerine Göre Çocukların Dil Becerilerini Geliştirmenin 5 Yolu
Çocuğunuzun dil gelişimini desteklemek için pahalı eğitimlere ihtiyaç yok; günlük rutinlerinizde yapacağınız küçük değişikliklerle onun iletişim becerilerini destekleyebilirsiniz.
Yumurtlama Bozukluğu: Belirtileri, Nedenleri ve Tedavisi
Yumurtlama bozukluğu, yumurtanın yumurtalıktan salınmaması durumudur ve özellikle uzun süre devam ettiğinde gebelik oluşmasını zorlaştırabilir.
Eda İsminin Anlamı Nedir? Kökeni ve Karakter Özellikleri
Eda, Arapça kökenli; tavır, davranış, ifa ve bir görevi yerine getirme anlamlarıyla ilişkilendirilen zarif bir kız ismidir.
Zülal İsminin Anlamı Nedir? Kökeni ve Özellikleri
Zülal, Arapça kökenli olup berrak ve tatlı su anlamına gelen kız ismidir.
Kemal İsminin Anlamı Nedir? Kökeni ve Özellikleri
Kemal Arapça kökenli olup “olgunluk, eksiksizlik, yetkinlik ve mükemmellik” anlamlarına gelen güçlü bir erkek ismidir.
Abdullah İsminin Anlamı Nedir? Kökeni ve Özellikleri
Abdullah ismi Arapça kökenli olup “Allah’ın kulu” anlamına gelmektedir.
PANDAS Sendromu: Belirtileri, Nedenleri ve Tedavisi
PANDAS sendromu, çocuklarda streptokok enfeksiyonuyla ilişkili olabileceği düşünülen ani OKB belirtileri ve tiklerle karakterize edilen, tanı ve tedavisi konusunda araştırmaların sürdüğü nadir bir durumdur.
Cinsel İlişki Gerçekten Doğumu Tetikleyebilir mi?
Cinsel ilişkinin doğumu kesin olarak başlattığına dair güçlü kanıtlar bulunmasa da vücut zaten doğuma hazırlanıyorsa bazı cinsel aktiviteler süreci destekleyebilir.
Çocuklarda Konuşma Gecikmesini Nasıl Anlayabilirsiniz?
Çocukların konuşma gelişimi farklı hızlarda ilerleyebilir; ancak yaşa göre beklenen dil gelişimi basamaklarını takip etmek, olası konuşma gecikmesini fark etmek açısından önemlidir.
Çocuğunuza Tek Başına Uyumayı Nasıl Öğretebilirsiniz?
Çocuğa tek başına uyuma alışkanlığı kazandırmak için uyku rutininden ebeveyn desteğini kademeli azaltmaya kadar birçok yöntem uygulanabilir.
Çocuğunuzun Akran Baskısıyla Baş Ettiğini Gösteren 8 İşaret
Çocuklarda akran baskısı, davranış ve ruh hali değişiklikleriyle kendini gösterebilir; ebeveynlerin belirtileri fark etmesi, açık iletişim kurması ve çocuğa başa çıkma becerileri kazandırması önemlidir.
Çocuğunuz Küfürlü Konuştuğunda Ne Yapmalısınız?
Çocukların küfürlü konuşmasına yaklaşırken yaşını ve davranışın nedenini göz önünde bulundurmak, sakin ve tutarlı sınırlar belirlemek ve uygun iletişime model olmak önemlidir.
Uzmanlara Göre Ebeveynlerin Sık Yaptığı 10 Disiplin Hatası
Çocuk disiplininde bağırmak, belirsiz talimatlar vermek, aşırı ceza uygulamak ve tutarsız davranmak gibi hatalardan kaçınmak, ebeveyn-çocuk iletişimini güçlendirebilir.
Bebekler Televizyon İzleyebilir mi? Etkileri ve Güvenli Alternatifler
Bebeklerin televizyon izlemesi gelişimsel açıdan çeşitli olumsuz etkilere yol açabileceğinden, ekran yerine oyun, kitap okuma, şarkı söyleme ve açık hava aktiviteleri gibi alternatifler tercih edilebilir.
Çocuklarda Kaka Tutmayla Başa Çıkmanın 7 Faydalı Yolu
Küçük çocukların kakasını tutması kabızlık, korku, tuvalet eğitimi, kaygı veya bazı sağlık sorunlarıyla ilişkili olabilir ve nedenin anlaşılması bu davranışla başa çıkmaya yardımcı olabilir.
Bebeğiniz Neden Ağlayarak Uyanıyor? 7 Olası Sebep
Bebeğinizin ağlayarak uyanmasının altında açlık, fiziksel rahatsızlık, ayrılık kaygısı ve uyku döngüleri gibi farklı nedenler bulunabilir.
Yorumlar 0