Zorlayarak ve Zorlanarak Doğum Olmaz
- Zorlayarak ve Zorlanarak Doğum Olmaz
- Sağlıklı anne adaylarında normal doğum tercihinin artırılması için yapılan bilgilendirme ve teşvik çalışmalarına rağmen sezaryen ile doğum oranı artıyor.
- Planlı sezaryen olarak tanımladığımız hiç bir gereklilik yokken bebeğin ciddi bir ameliyatla anne karnından alınması kadının doğurma yeteneğine yapılan bir müdahaledir.
- Ülkemizde doğum eylemine ilişkin bir kısır döngü ve yanlışlar var. Bunları kısaca değerlendirmek gerekirse:
- Korkular
- Gebeler doğumdan, doktorlar gebelerden ve dava edilmekten, ebeler doktorlardan, hastaneler bakanlıktan korkarken doğumlar nasıl artsın?
- Bir diğer ihmal edilen korku da doktorların doğum korkusudur.
- Baskılar
- Sağlık Bakanlığı doğum oranlarını yükseltmek için bir yandan gerekli düzenlemelere ağırlık verirken öncelikle doktorlar ve gebeler üzerinde baskı yöntemini devreye sokmuş ancak tepki ile karşılaşmıştır.
- Ebe Desteğinin Olmaması
- Ebelerin doğumdaki rollerinin silinmesi ile birlikte doğum oranlarının azaldığını görüyoruz.
- Psikolojik Desteğin İhmali
- Şu anda doğuma şahit olan herkes (anne, baba, bebek, doktor, ebe) psikolojik bir baskı altındadır ve her doğum hayatlarında bir travma gibi yaşanmaktadır.
- Fiziki Şartlar ve Mahremiyetin İhmali
- Mahremiyet doğumun olmazsa olmazıdır. Ama gerek devlet gerekse özel kurumlarda çok kolay ihmal edilebilmekte hatta önemsenmemektedir.
- Doğumda sezaryen oranlarını düşürmek bir amaç olmalıdır. Çünkü tek amaç bu olduğunda gerek aileler gerekse doktorlar için bedeli çok daha ağır olabilir.
Zorlayarak ve Zorlanarak Doğum Olmaz
Türkiye'de 2012 yılındaki doğumların yüzde 52,5'i sezaryen iken, 2013'ün ilk 6 ayında bu oranın yüzde 58,6 olarak görülmesi Türkiye’deki doğum kararları ile ilgili bazı soruları beraberinde getirdi. Bu yazıda Op. Dr. Hakan Çoker'in artan sezaryen oranları ile ilgili değerlendirmelerini bulabilirsiniz.
Sağlıklı anne adaylarında normal doğum tercihinin artırılması için yapılan bilgilendirme ve teşvik çalışmalarına rağmen sezaryen ile doğum oranı artıyor.
2013’ün ilk 6 ayında ise oran iyice yükseldi. Üniversite hastanelerinde yüzde 77, özel hastanelerde yüzde 76 ve Sağlık Bakanlığı hastanelerinde yüzde 44 oldu. Görüldüğü gibi son yıllarda gerek ailelere, gerekse doktorlara ve sağlık sistemine yapılan tüm baskılara rağmen sezaryen oranları düşme değil yükselme eğilimine girmiştir.
Planlı sezaryen olarak tanımladığımız hiç bir gereklilik yokken bebeğin ciddi bir ameliyatla anne karnından alınması kadının doğurma yeteneğine yapılan bir müdahaledir.
Sezaryen ameliyatı tanımı gereği anneden, bebekten ya da plasentadan meydana gelebilecek komplikasyonları önlemek, doğumun sağlıklı olmasını sağlayabilecek bir kurtarma operasyonudur. Ancak günümüzde sezaryen sebepleri arasında daha çok anneye ve babaya ait korkuları, yeterli desteğin verilememesini, doktorların dava edilme korkularını en başta görüyoruz. Oysa tüm bunların baskı yerine samimiyet ve eğitim ile çözülebileceğine inanıyoruz. Kaldı ki anne-bebek dostu sezaryen dediğimiz anne ve bebeğin kararlarına saygı duyan doğum yöntemi de vardır. Her ebeveyn ister normal ister sezaryen olsun doğum haklarına saygılı bir doğum yaşamalıdır.
Ülkemizde doğum eylemine ilişkin bir kısır döngü ve yanlışlar var. Bunları kısaca değerlendirmek gerekirse:
Korkular
Gebeler doğumdan, doktorlar gebelerden ve dava edilmekten, ebeler doktorlardan, hastaneler bakanlıktan korkarken doğumlar nasıl artsın?
Yıllardır doğuma riskli bir hastalık gibi olan yaklaşım meyvelerini verdi ve artık halk doğumdan korkuyor. Bu korku ile büyütülmüş anneler ağrı çekmekten ve özellikle bebeğine bir şey olmasından korkan haldedir. Bu korku sağlık sistemi tarafından da kullanılmaktadır. Son yıllarda medyadaki değişen haberler de bu korkuyu körükler niteliktedir. Doğumda oluşan komplikasyonlar artık “Doğuma zorlandı ve bebeğini kaybetti.” Başlığı ile verildiğinde özellikle devlet hastanelerinde doğuma zorlanma korkusu yaşandı ve halk özel hastanelere doğru kaydı. Durum böyle olunca birçok devlet hastanesinde sezaryen oranları %20-25 aralığına geçmesine rağmen, yanlarındaki özel hastanede oranlar %80-90 aralığına çıktı. Bu durum, devlet hastanesi dışında seçeneği olmayan yeşil kartlı gebelerde sezaryen oranlarının çok daha düşük olmasını da (%32) açıklamaktadır.
Bir diğer ihmal edilen korku da doktorların doğum korkusudur.
Doğum hayatın kendisi gibi içinde riskler barındırır ve garantili bir olay değildir. Doğumda da tıbbın önleyemeyeceği istenmeyen olaylar olabilir. Gerek bakanlık gerekse medya bu durumlarda doktoru tek başına ve savunmasız bıraktığı için, doktorlar mesleklerinden korkar hale gelmiştir. Bir an önce doğumda ihmal ve komplikasyonu ayıran ve güven veren yasalar çıkmadıkça doktorlar savunmacı tıp dediğimiz bir duygu ile en ufak bir şeyde sezaryen kararı almaktan çekinmeyecektir.
Baskılar
Sağlık Bakanlığı doğum oranlarını yükseltmek için bir yandan gerekli düzenlemelere ağırlık verirken öncelikle doktorlar ve gebeler üzerinde baskı yöntemini devreye sokmuş ancak tepki ile karşılaşmıştır.
İsteğe bağlı sezaryen gerekli şartlar yerine gelmedikçe devlet kurumlarında yasaklanınca, halk özel hastanelere doğru yönelerek daha güvenli olduğuna inandırıldıkları sezaryeni tercih etmiştir. Baskılar doğumun en büyük düşmanıdır. Doğum ve baskı kelimeleri asla yan yana gelemez ve gelmemelidir. Sonuç her zaman halkın aleyhine olacaktır.
Ebe Desteğinin Olmaması
Ebelerin doğumdaki rollerinin silinmesi ile birlikte doğum oranlarının azaldığını görüyoruz.
Hala ebelerin sorumluluğunu tanımlayıcı modern bir ebelik yasası yoktur. Avrupa’nın en büyük ebe kadrosu (50 bin) bu yolda pasivize durumdadır. Bir an önce ebelik yeniden canlandırılmalı ve ebeler annelerle gerek gebelikte gerekse doğumda birebir çalışmalıdırlar.
Psikolojik Desteğin İhmali
Şu anda doğuma şahit olan herkes (anne, baba, bebek, doktor, ebe) psikolojik bir baskı altındadır ve her doğum hayatlarında bir travma gibi yaşanmaktadır.
Doğumun psikolojisine profesyonel yaklaşım için kurumlardaki psikologlara ayrı bir eğitimle bu desteği nasıl verecekleri öğretilebilir ve çok kısa sürede çok olumlu sonuçlar alınabilir. Gebe ve Doğum Psikoloğu kavramı ülkemizde canlandırılmalıdır.
Fiziki Şartlar ve Mahremiyetin İhmali
Mahremiyet doğumun olmazsa olmazıdır. Ama gerek devlet gerekse özel kurumlarda çok kolay ihmal edilebilmekte hatta önemsenmemektedir.
Birçok kurum bu durumu düzeltme adına önlemlerini almaya başlamıştır. Ancak fiziki şartların değişimi mahremiyetin korunması için yeterli değildir. Mahremiyet sağlık personelinin tüm davranış ve doğumu algılayışlarına yansımalı ve gebelere hissettirilmelidir. Doğumda baskı bırakılmalı ve tüm sağlık sistemi el ele vermelidir. Buradaki sihirli kelimeler; samimiyet, güven ve eğitimdir. Somut ve radikal kararlar alınmalıdır.
- Doğuma hazırlık eğitimleri yaygınlaştırılmalıdır. Eğitim sayesinde ortak bir dil oluşturulabilir. Aileler sorumluluklara katılabilecek ve kendi tercihlerini korkmadan isteyebilecek kadar bilinçli bir bilgiye sahip olabilirler. Bu sayede doktor üzerinde büyük bir baskı unsuru olan dava edilme korkusu da azalacaktır.
- Ailelere birebir destek verecek ve onları doğuma hazırlayacak ekipler bir an önce eğitilmelidirler. (Bakanlığın bu konuda başlayan çalışmaları hızlandırılmalıdır.)
- Doğumda ihmal ve komplikasyon durumlarının net olarak ayrılabildiği yasalar çıkmalıdır.
- Doğumda ekip çalışmalarına geçilmelidir. Doğumun sorumluluğunun tek doktorda olduğu özel hastanelerde sezaryen oranı çok daha yüksektir.
- Doğumda ebelerin aktif görevlendirilmeleri yeniden sağlanmalıdır.
- Gebe ve Doğum Psikoloğu kavramı gelmeli ve aktif kullanılmalıdır.
- Sağlık Bakanlığı gündemindeki anne ve bebek dostu hastaneler bir an önce faaliyete geçmelidir.
Sonuç: “Her ebeveyn keşkelerin olmadığı “keşkesiz” bir doğum yaşamalıdır.”
Doğumda sezaryen oranlarını düşürmek bir amaç olmalıdır. Çünkü tek amaç bu olduğunda gerek aileler gerekse doktorlar için bedeli çok daha ağır olabilir.
Hedef doğuma bakış açımızın değiştirilerek, doğum şekli ne olursa olsun, her annenin doğumdan mümkün olduğunca keşkesiz ve coşku ile çıkarak saygı dolu bir ortamda bebeği ile buluşmayı yaşaması olmalıdır. Keşkesiz Doğum dediğimiz bu felsefede anne-doktor arasındaki güven en üst seviyededir, her türlü tıbbi müdahale sadece gerektiğinde uygulanır, müdahaleler veya sezaryenler bile saygı ile karşılanır. Bu saygı ve güven ortamında gerek müdahaleler gerekse sezaryen oranları zaten kendiliğinden düşecektir. Türkiye doğumu yeniden keşfetmek ve doğumun yeniden doğuşu için bakanlığı, doktoru, ebesi, psikoloğu, ailesi ile el ele vermek zorundadır. Hedef sevgi dolu ortamlara doğun bebekler yani geleceğimiz olmalıdır.
Haftanın Öne Çıkanları
Tüp Bebek Tedavisinde Gebelik Haftası Nasıl Hesaplanır?
Tüp bebek tedavisinde gebelik haftası hesaplama, embriyo transfer tarihi ve embriyonun gelişim günü dikkate alınarak yapılır.
Gebelik En Erken Ne Zaman Belli Olur?
Gebeliğin en erken kaçıncı haftada belli olabileceğini bu yazımızda bulabilirsiniz.
Son Adet Tarihine Göre Gebelik Haftası Nasıl Hesaplanır?
Son adet tarihinize göre gebelik haftanızı hesaplamak ve tahmini doğum tarihinizi belirlemek için yazımızı okumaya devam edin!
Hamilelikte Tekme Sayımı Nasıl Yapılır?
Tekme sayımı, bebeğin hareketlerini takip ederek olası değişiklikleri erken fark etmeye yardımcı olan basit bir yöntemdir.
Yenidoğan Bebeklere K Vitamini İğnesi Neden Yapılır?
Doğumdan hemen sonra yapılan K vitamini iğnesi, yenidoğanları ciddi ve bazen ölümcül olabilen K vitamini eksikliği kanamasına karşı korumak için uygulanır.
Kardeşler Arasındaki Yaş Farkı Ne Olmalı?
Çocuklar arasındaki yaş farkı; ebeveynlerin bakım sürecini, anne sağlığını ve kardeşlerin ilişkisini etkileyebilecek farklı avantajlar ve zorluklar oluşturabilir.
Beste İsminin Anlamı, Kökeni ve Özellikleri
Beste ismi Farsça kökenli olup, "Bir müzik eserini oluşturan ezgiler bütünü" anlamına gelen sanatsal bir kız ismidir.
Buse İsminin Anlamı, Kökeni ve Özellikleri
Buse ismi Farsça kökenli olup "öpücük" anlamına gelen zarif bir kız ismidir.
Ceren İsminin Anlamı, Kökeni ve Özellikleri
Ceren ismi Moğolca kökenli olup "Ceylan" anlamına gelen zarif bir kız ismidir.
Bade İsminin Anlamı, Kökeni ve Özellikleri
Bade ismi Farsça kökenli olup edebi anlamda aşk ve ilahi sevgiyi simgeleyen zarif bir kız ismidir.
Hamile Kalmak İçin Ne Sıklıkla Cinsel İlişkiye Girmelisiniz?
Hamile kalma şansını artırmak için yumurtlamadan önceki beş gün içinde her gün ya da gün aşırı cinsel ilişkiye girmek en etkili yaklaşımdır.
Adet Döneminde Hamile Kalınır mı?
Regl döneminde hamile kalma ihtimali düşük olsa da kısa ve düzensiz adet döngülerinde tamamen imkânsız değildir.
Balık Yağı Takviyesi Doğurganlık İçin Gerçekten İşe Yarıyor mu?
Omega-3 (özellikle EPA ve DHA) içeren besinler ve balık yağı takviyeleri, yumurtlama ve hormon dengesini destekleyerek gebelik şansını artırmaya katkı sağlayabilir.
Doğurganlığı Artıran Besinler: Sperm Kalitesi İçin Ne Yemeli?
Çinko, omega-3 ve antioksidan açısından zengin beslenme, erkeklerde sperm sayısı ve kalitesini destekleyebilir.
Anne Karnındaki Bebekler Hıçkırır mı? Fetal Hıçkırık Nasıl Hissedilir?
Anne karnındaki bebeklerin hıçkırıkları, akciğer gelişiminin normal bir parçasıdır.
Gebelikte Bebeğin Beyin Gelişimi İçin Nasıl Beslenilmeli?
Dengeli beslenme, özellikle omega-3, demir, protein ve prenatal vitaminler, gebelikte bebeğin beyin gelişimini güçlü şekilde destekler.
Hamilelikte Karın Ne Zaman Belirginleşir?
Hamilelikte karın genellikle 16–20. haftalar arasında belirginleşir. Ancak vücut tipi, boy ve kilo, gebelik sayısı, karın kas yapısı ve çoğul gebelik durumu gibi faktörler bu zamanı önemli ölçüde etkiler.
Tek Yumurta İkizleri Hakkında Ebeveynlerin Bilmesi Gerekenler
Tek yumurta ikizleri hakkında tüm merak edilenler bu yazımızda!
Yerleşme Kanaması mı Yoksa Adet mi? Aradaki Farkı Nasıl Anlarsınız?
İmplantasyon kanaması genellikle hafif ve daha kısa süreliyken, adet kanaması daha yoğun ve uzun süreli olabilir.
Kardelen İsminin Anlamı Nedir? Kökeni ve Özellikleri
Kardelen ismi Türkçe kökenli olup, zorlu hava koşullarına rağmen açabilen, nergisgillerden bir bitki türüdür.
Berrin İsminin Anlamı Nedir? Kökeni ve Özellikleri
Arapça kökenli olan Berrin isminin anlamını bu yazımızda bulabilirsiniz.
İrem Ne Demek? Kökeni ve Kuran’daki Yeri
İrem isminin anlamını ve kökenini bu yazımızda bulabilirsiniz.
Bengü İsminin Anlamı Nedir? Kökeni ve Özellikleri
Bu yazımızda Bengü isminin anlamı, kökeni, Kuran'daki yeri ve karakter özellikleri hakkında tüm merak edilenleri ele aldık.
Gebelik Diyabeti Nedir? Belirtileri, Riskleri ve Tedavisi
Gebelik diyabeti, hamilelikte ortaya çıkan ve doğru takip ile kontrol altına alınabilen bir kan şekeri problemidir.
Gebelikte İdrar Testi Neden Yapılır? Hangi Hastalıkları Gösterir?
Gebelikte yapılan rutin idrar testleri, diyabetten preeklampsiye kadar önemli komplikasyonları erken dönemde tespit etmeye yardımcı olur.
Rh Faktörü Nedir? Gebelikte Rh Uyumsuzluğu Neden Önemli?
Rh negatif anne ile Rh pozitif bebek arasında oluşabilecek Rh uyumsuzluğu, erken test ve RhoGAM tedavisi sayesinde güvenle yönetilebilir.
Bebekler Anne Karnında Nefes Alır mı?
Bebekler anne karnında hava solumaz; oksijen ihtiyaçlarını plasenta yoluyla annenin kanından karşılarlar.
Makrozomi (İri Bebek) Nedir? Nedenleri, Riskleri ve Doğum Sürecine Etkisi
Makrozomi, bebeğin doğumda 4 kilogramdan fazla ağırlığa sahip olmasıdır.
Fetal Büyüme Kısıtlaması Nedir? Nedenleri, Belirtileri ve Tedavi Süreci
Fetal büyüme kısıtlaması, bebeğin gebelik haftasına göre beklenenden daha yavaş büyümesidir.
Fetal Distres Nedir? Belirtiler ve Yapılması Gerekenler
Fetal distres, bebeğin rahim içinde yeterli oksijen alamayabileceğini gösteren acil bir durumdur.
Hamilelikte İshal: Nedenleri ve Tedavisi
Hamilelikte ishal genellikle hormonal ve beslenme değişikliklerinden kaynaklansa da uzun sürdüğünde veya enfeksiyon belirtileri eşlik ettiğinde mutlaka doktora başvurulmalıdır.
Doğum İçin Ne Zaman Hastaneye Gitmeliyim?
Kasılmalar 5 dakikada bir gelip ortalama 1 dakika sürüyor ve bu süreç 1 saat boyunca devam ediyorsa, doğum için hastaneye gitme vaktiniz gelmiş demektir.